Akdeniz

Avrupa'nın güneyinde, bu kıta ile Afrika ve Asya arasına sokulmuş büyük ve derin içdenizdir. Yüzölçümü 2.890.000 kmVdir. Uzunluğu Cebelitarık boğazından Suriye'ye kadar 3.750 km., en geniş yeri de Fransa ile Cezayir kıyılara arasında 742 km. ‘dir. Akdeniz, Cebelitarık boğazı ile Atlas okyanusuna, Çanakkale ve İstanbul boğazlarıyla Karadeniz'e bağlıdır. Süveyş kanalı ile de 1869'da Kızıldeniz'e açıldı. Sicilya ve Tunus'un Bon burnu arasındaki 140 km.'lik doğrultunun doğusunda kalan bölümüne «Doğu Akdeniz», batısında kalana da «Batı Akdeniz» adı verilir. Akdeniz'in en derin çanağı Mora yarımadasının Matapan burnu açıklarındadır (4.404 m.).

Bulunduğu bölgede buharlaşmanın çokluğu yüzünden suyundaki tuzluluk oranı yüksektir. ( % °37 % °39). En önemli iki akıntısı Sicilya ile Tunus arasında ve doğu - batı doğrultusundaki akıntıyla Karadeniz ve Marmara yoluyla Ege denizinden geçerek gelen kuzey güney doğrultusundakidir. Yüzey sularının ısısı kışın güneyde 15-16°, kuzeyde 10°'dir. Yazın hemen her tarafta 24°'den fazladır.Jeolojik anlamda Akdeniz: İkinci Çağ (Mezozoik Çağ) dan beri mevcut olmakla beraber, havzanın bugünkü şekli, derinliği ve kıyı çizgisi Üçüncü Çağ (Kenezoik Çağ) m Pliosen döneminden bu yana meydana gelen tektonik çöküntülerin eseridir.Akdeniz'e akan başlıca nehirler şunlardır: Ebro (İspanya), Rhone (Fransa), Tevere (İtalya), Seyhan ve Ceyhan (Türkiye), Nil (Mısır).

Eski Dünya'nın üç kıtası arasında yer alan Akdeniz'in kıyıları Milattan çok önceki çağlardan beri çeşitli uygarlıkların yatağı oldu. Ancak, tarihin tanıdığı kavimler arasında Akdeniz'de ilk defa dolaşanlar Fenikelilerdir. Fenikelileri Kartacalılar ve Yunanlılar izledi. Tarihte ilk defa Romalılar bütün Akdeniz halkları arasında siyasi bir birlik meydana getirdiler. Ancak bu uzun sürmedi. 7. yüzyıldan itibaren de Müslüman Araplar Güney ve Batı Akdeniz'e hakim oldular. Anadolu'yu ele geçiren Osmanlı Türkleri ise Bizans'ı yıktıktan sonra zamanla bütün Kuzey Afrika'yı alıp, İtalya topraklarına dahi ayak bastılar. Barbaros ve Turgut Reis gibi amiraller bütün Akdeniz'de yıllarca Türk bayrağını dalgalandırdılar.

akdeniz

18 ve 19. yüzyıllarda ise Akdeniz'e İngilizler hakim oldular. Batı Akdeniz’de iki büyük ada olan Sardunya, Korsika, ayrıca Belear adaları, Tuscan ve Lipari takım adaları ve Elba küçük adaları bulunur. Bu bölgenin doğu kenarı dikkate değer volkanik hareketlere sahne olmaktadır. Bilhassa Vezüv, Etna ve Lipari adalarındaki Strompoli volkanları önemlidir. Doğu bölgesi batı bölgesinden daha fazla adaya sahiptir. Bunlardan Girit, Kıbrıs, Malta, Rodos, Adriya denizinin doğu sahillerindeki Delmation adaları ve Ege denizindeki pekçok küçük adalardır. Rüzgarlar genellikle kuzeyden eser. Fırtınaları şiddetli olmadığı gibi, dalga uzunlukları da fazla değildir. Med ve cezir olayları önemsiz derecededir. Yağışlar az ve sıcaklık sebebiyle buharlaşma fazla olduğundan, tuzluluk oranı yüksektir.

Bu oran binde 37-39 arasında değişir. Akdeniz ile Karadeniz ve Atlas Okyanusu arasında mevcud olan akıntılarda tuzluluk oranının önemi büyüktür. Tuzlu olan Akdeniz suları Cebelitarık Boğazında alt akıntı ile Atlas Okyanusuna, Atlas Okyanusunun az tuzlu suları üst akıntı ile Akdeniz’e akar. Bu akıntılar sırasında Akdeniz’e saniyede 1.750.000 metreküp su girerken, 1.680.000 metreküp su çıkmaktadır. Karadeniz’in suları ise boğazlar üzerinden Akdeniz’e akar; çünkü Karadeniz’in suları daha bol ve az tuzludur.

Akdeniz’den saniyede 6.100 metreküp su Karadeniz’e akarken, 12.600 metreküp su geri dönmektedir. Akdeniz’e bir çok nehir dökülür. Bu nehirlerin en büyüğü Mısır’daki Nil Nehridir. Diğer önemli nehirler ise, İtalya’daki Po ve Tiber, Fransa’da Rhone (Ren), Yunanistan’da Vardar, Türkiye’de ise Büyük ve Küçük Menderes, Gediz, Göksu, Seyhan ve Ceyhan nehirleridir. Bu nehirlerin hemen hepsinin ağızlarında deltalar teşekkül etmiştir.

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler

Güneyde Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır; kuzeyde Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, Yugoslavya, İtalya, Fransa; kuzey-batıda İspanya; doğu’da Suriye, Lübnan ve İsrail’dir.Yazları sıcak ve kurak, kışları da genellikle ılık ve yağışlıdır. Yıllık yağış mikdarı kuzey kıyılarında daha fazladır. Güney kıyılarında daha azdır. Rüzgarlarından karayel meşhurdur. Adriyatik ve Fransa sahillerinde alçak basınç yerleştiği zaman düzenli esen kuzey rüzgarları dikkate değer birçok mahalli rüzgarlar meydana getirir. Bunun bir benzeri memleketimizde esen meltem rüzgarlarıdır. bazen Afrika’dan esen toz yüklü rüzgarlar Akdeniz’in iklimine tesir ederler.

Akdeniz’de yoğun bir şekilde balık avcılığı yapılmaktadır. Ton balığı, kırmızı mercan balığı avlanan önemli balık türleridir. Dünyada sünger avcılığının en çok yapıldığı denizlerden birisi Akdeniz’dir. Türkiye’de sünger avcılığı Bodrum çevresinde gelişmiştir. Bol tuz yatakları mevcuttur Tuz, ticaret malları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Yurdumuzda da tuz üretiminin büyük bir kısmı İzmir Çamaltı tuz yataklarından sağlanır.Akdeniz çok eski çağlardan beri çeşitli medeniyetlerin beşiği olmuştur.

Dünya devletlerinin hemen hemen hepsi bütün deniz bölgesinde hakimiyetlerini sürdürmek, dünya deniz yollarına sahip olmak istemişlerdir. Eski çağlardan bugüne kadar bu uğurda mücadeleler devam etmiştir. Bilinen tarihi bilgilere göre bölgeye ilk hakim olan Fenikelilerdir. Daha sonraları Kartacalılar, Yunanlılar ve Romalılar hakim olmuşlardır. Yedinci yüzyılda müslümanlar Akdeniz’e tamamen yayıldılar. İspanya’da, Avrupa’nın en büyük kültür merkezini kurdular. Avrupa ilminin kaynağı, İspanya’da Müslümanların kurduğu Endülüs Devletidir.

Ortaçağ’da Akdeniz’de barbar korsanlar kol geziyordu. Siyah zemin üzerinde iki tane kafatası resmi bulunan bayrakları olan bu korsanlar, Akdeniz’de yolcu ve ticaret gemilerine, sahildeki şehirlere saldırırlardı. Güçsüz insanları insafsızca öldürüyorlar, sağ olarak ellerine geçenleri forsa yapıyorlar veya esir pazarlarında satıyorlardı. Bunların arasında Rodos Adasına yerleşmiş bulunan Saint Jean Şövalyeleri en insafsızları olarak blinir.

Osmanlıların İstanbul’u fethinden sonra, Barbaros Hayreddin Paşa, Turgut Reis gibi kıymetli kaptanı deryalar Akdeniz’i bir türk gölü haline getirerek Akdeniz'de huzur, sükun ve refahı temin ettiler. Böylece din, dil, ırk, milliyet farkı ne olursa olsun, insanlar Akdeniz’de rahatça dolaşabiliyorlar, ticaret yapabiliyorlardı. Osmanlıların buraları fethetmelerindeki gayeleri, Akdeniz’deki adalara yerleşen insanlara rahat vermeyen şövalye ve soyguncuları ortadan kaldırmak, İslamiyetin adaletini, insanlara verdiği huzuru bilmeyenlere öğretmekti. Bu huzur ve sükun, Osmanlı Devletinin zayıflayıp yıkılması ile son buldu.